+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 16

Konu: Rahman ve Rahim Esmasının Aralarındaki Farklar Nedir?Tecelli Farklılıkları Nelerdir?

  1. #1
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.752

    Standart Rahman ve Rahim Esmasının Aralarındaki Farklar Nedir?Tecelli Farklılıkları Nelerdir?

    Rahman ve Rahim esmasının aralarındaki farklar Nedir?Tecelli farklılıkları nelerdir?Müaala edelim mi? inşaAllah.

  2. #2
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.954

    Standart

    Rahman iyi olsun kötü olsun,mümin olsun kafir olsun,ayrım yapmadan dünyada nimetini herkese veren Allah demektir...
    Rahim ise,ahirette nimetlerini sadec müminlere veren manasınadır.Cenab-ı Allah,dünyada herkese nimet verdiği halde,kendisine inananlara ahirette özel muamele yapacaktır...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  3. #3
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.752

    Standart

    Alıntı Hüve-l Ahsen Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Rahman iyi olsun kötü olsun,mümin olsun kafir olsun,ayrım yapmadan dünyada nimetini herkese veren Allah demektir...
    Rahim ise,ahirette nimetlerini sadec müminlere veren manasınadır.Cenab-ı Allah,dünyada herkese nimet verdiği halde,kendisine inananlara ahirette özel muamele yapacaktır...
    O zaman bu tanıma göre Rahim ismi alem-i şehadette tecelli etmiyor demek olmuyor mu?

  4. #4
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    50
    Mesajlar
    3.627

    Standart

    Rahmâniyetin cilveleriyle, Rahîmiyetin tecellileri

    Bu yazımızda daha çok“Rahmâniyetin cilveleriyle, Rahîmiyetin tecelliyatını” anlamaya çalışacağız.

    Bu manada Bediüzzman’ın şu gelen tespiti de çok manidardır.“Ve hem bil ki, Rahmâniyet, rahîmiyet, hakîmiyet, âdiliyet gibi tâbirler, Cenâb-ı Hakkın hem isim, hem fiil, hem sıfat, hem şe'nlerine işaret ederler.” (1)

    Rahmâmiyet cilvesi, Allah’ın sonsuz merhamet ve şefkatle bütün varlıkları rızıklandıran esmasının cilvesi ve Cenâb-ı Hakkın kullarını beslemesi, koruması ve merhamet etme vasfıdır.

    Rahmaniyetin cilveleri şu hadsiz kâinatı şenlendirmekte, karanlıklı mevcudatı ışıklandırmakta; hadsiz ihtiyacat içinde yuvarlanan mahlûkatı terbiye emekte; bütün kâinatı insana müteveccih eden ve her tarafta ona baktıran ve muavenetine koşturmakta ve bu hadsiz fezayı ve boş ve hâli âlemi doldurarak nurlandırmakta ve şenlendirmekte; bu fâni insanı ebede namzet eden ve ezelî ve ebedî bir Zâta muhatap ve dost yapmaktadır. (2)

    “İşte, başta insan olarak bütün hayvanatın muntazaman bir perde-i gaybdan gelen erzaklarına bak, Rahmâniyet-i İlâhiyenin cemâlini gör.” (3) hakikatı da rahmaniyetin cilvelerindendir.

    Rahîmiyet tecellisi ise “Allah’ın merhamet edicilik ve âhirette ebedî mükâfat vericilik vasfıdır. ” Hem,bütün yavruların mucizâne iaşelerine ve başları üstünde ve annelerinin sinelerinde asılmış tatlı, sâfi, âb-ı kevser gibi iki tulumbacık süte temâşâ eyle, rahîmiyet-i Rabbâniyenin câzibedar cemâlini gör.” (4) hakkatinin tezahürüdür.
    “Yani, umum zemin yüzünde ve içinde ve havasında ve denizinde bütün zîhayatın ve bilhassa zîruhun ve bilhassa âciz ve zayıfların ve bilhassa yavruların, hem maddî ve midevî, hem mânevî bütün rızıklarını, şefkatkârâne, kuru ve basit bir topraktan ve câmid ve kemik gibi kuru odun parçalarından yapılan ve bilhassa en lâtifi kan ve fışkı ortasından gelen ve bir dirhem kemik gibi birtek çekirdekten yapılan binlerle okka taamların, vakti vaktine, mukannen bir surette, hiçbirini unutmayarak ve şaşırmayarak, gözümüz önünde, bir dest-i gaybî tarafından verilmesi” (5) hakikatidir.

    Bediüzzaman’ın“Zira insanın nefsi, Rahmâniyetin cilveleriyle, kalbi de Rahîmiyetin tecelliyatıyla nimetlendikleri gibi, insanın aklı da hakîmiyetin letaifiyle zevk alır, telezzüz eder.” (6) hakikati ile;“Ve keza Er-Rahman nizam ve adalete, Er-Rahimde haşre delalet eder.” (7) Tespitleri konumuza daha fazla ışık tutmaktadır.

    Rahmân ismi ile Yüce Allah kendisine iman eden etmeyen, şirk koşan koşmayan, itaat eden ve etmeyen bütün insanların ve mahlûkatının ihtiyaçlarını ve rızıklarını karşılamaktadır. Hiç bir mahlûk bu ismin tecellisinin dışında kalmamaktadır. Hatta Rahman ismi için Bediüzzaman:"Zira Rahmân, Rezzak mânasınadır. Rızk, bekaya sebebdir. Beka, tekerrür-ü vücuttan(vücudun tekrarından) ibarettir.” (8) demektedir.
    Allah rahman ismi muktezasıyla bütün mahlûkatın nefislerinin ve rızıklarının ihtiyaçlarını karşılayarak tam bir nizam ve adaletini gösterirken, rahîmiyeti gereğince de kendisine iman edenlerin kalbi ihtiyaçlarını karşılamakta ve bu isim haşrin ve de ahiretin varlığına delilini göstermektedir.

    Rahmâniyet cilvesi nefislere hitap etmektedir. Çünkü bütün nefislerin ihtiyaçları Rahmân ismi gereğince karşılanmaktadır. Hiçbir nefsin ihtiyacı eksik bırakılmıyor ve ihtiyaçları ummadıkları yerlerden karşılanıyor. Böylece kâinattaki nizam ve adalette rahmâniyet tecellisi gereğince bakıldığında her canlının ihtiyacı vakt-i zamanında rahmâniyetin tecellisi gereğince yetiştirilmekte ve karşılanmaktadır.

    Ancak Rahîm ismi ise iman edenlere hitap ettiği için daha çok kalplere tecelli etmekte ve kalplerin ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bu nedenle de Rahîm ismi haşre yani ahirete bakar. Demek ki ehl-i imanın kalbî bütün ihtiyaçları daha çok ahirette Rahîm ismi gereğince mutmain edilecektir. Hatta bu dünyada bile iman etmeye meyleden kalplere Yüce Allah rahimiyeti gereğince tecelli ederek o kulunun kalbine iman nurunu ilka etmektedir.

    Allah rahmân ismi gereğince bütün mahlûkatın nefislerinin ve rızıklarının ihtiyaçlarını karşılayarak tam adaletini gösterirken, rahîmiyeti gereğince de kendisine iman edenlerin ve aciz, fakir ve masumların manevi ve kalbi ihtiyaçlarını karşılamakta ve bu isim haşrin ve de ahiretin varlığını ispat etmektedir. Rahmân ve Rahîm, Allah’ı rahmetiyle tarif ederek bizlere bildirirler. Allah’ın sonsuz rahmet ve merhamet sahibi oluşu bu isimlerle daha berrak ve net olarak görülmektedir.

    “Ve keza, celâl, vâhidiyetin tecellîsinden, Cemal dahi ehadiyetin tecellîsinden zahir olur.” (9) ifadesindeki benzerlik gibi; Rahmân ismi vâhidiyete, Rahîm ismi de ehadiyete benzer tecelliler göstermektedir. Çünkü vahidiyet tecellisi bütün kâinatta zerreden kürelere kadar Allah’ın birlik tecellisi iken ehadiyet tecellisi ise bütün mevcudatdaki hususi birlik tecellileridir. Bir güneşin yeryüzünü ışığı ve ısısı ile kuşatması vâhidiyet ise her parlak ve şeffaf eşyadaki tecellisi ise ehadiyet tecellisidir.

    Burada Allah’ın bir oluşunu bildiren Vâhid ve Ehad isimleri arasındaki farkı Rahmân ve Rahîm isimleri arasında da görür ve anlarız. Vahidiyet Allah'ı bütün kâinatın tek yaratıcı olarak tanıtır ve bildirirken, Ehad ismi onun her bir şeyin yaratılması için gerekli bütün isimlerin tek sahibi olarak tanıtır ve gösterir. Rahmân ve Rahîm arasında da böyle bir fark olduğu görülüyor. Her şeyi kuşatan rahmet vahidiyet tecellisinden bakıldığında Rahmân ismi; ehadiyet tecellisinden bakıldığında Rahîm ismini müşahede ediyoruz. Rahmân Allah’ın sonsuz rahmet sahibi olduğunu ihsas ederken, Rahim ise Allah’ın hususi rahmet sahibi olduğunu gösteriyor ve bildiriyor.

    Yani Rahman ismi maddi ve cismani tezahürlere ve cilvelere bakarken, Rahim ismi manevi ve kalbi yada ruhi yönlere ve tecellilere bakıyor olmalıdır.
    Dipnotlar:
    1-Dördüncü Şua-2005-s:125
    2-Şualar-2005-s:720
    3-Dördüncü Şua-2005-s:125
    4-Dördüncü Şua-2005-s:125
    5-Yedinci Şua-2005-274
    6-Yirmi Dokuzuncu Lem'a-2005-s:721
    7-İşârâtü'l-İ'câz-2006-s:30
    8-İşârâtü'l-İ'câz-2006-s:33
    9-Mesnevî-i Nuriye-2006-s:333


    Baki ÇİMİÇ-17/11/2008 - 07:30
    baki@risalehaber.com

    http://www.risalehaber.com/yazar_340...cellileri.html


    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  5. #5
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.954

    Standart

    Alıntı Ene-Zerre Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    O zaman bu tanıma göre Rahim ismi alem-i şehadette tecelli etmiyor demek olmuyor mu?
    Yüce Allah'ın Rahmân oluşu, ezele (başlangıcı olmayışa), Rahim oluşu ise lâ yezale (ölümsüzlüğe) göredir. Bundan dolayı yaratıklar, yüce Allah'ın Rahmân olmasıyla başlangıçtaki rahmetinden, Rahim olmasıyla da sonuçta meydana gelecek merhametinden doğan nimetler içinde büyürler ve ondan faydalanırlar. Bu noktaya işaret etmek için dünyanın Rahmân'ı, ahiretin Rahîm'i denilmiştir. Aslında yüce Allah, dünyanın da, ahiretin de hem Rahmân'ı, hem de Rahîm'idir. Ve bu tabir de eski âlimlerden nakledilmiştir. Fakat her ikisinde öncelik itibariyle Rahman, sonralık itibariyle Rahim olduğuna işaret etmek için dünya Rahmân'ı ve ahiret Rahîmi denilmiştir ki, "hem müminlerin, hem kâfirlerin Rahmân'ı, fakat yalnız müminlerin Rahîm'i" denilmesi de bundan ileri gelmektedir. "Allah müminlere karşı çok bağışlayıcı, çok merhametlidir." (Ahzâb, 33/43).

    Bu hususu biraz açıklayalım: Rahmân, yüce Allah'ın bir özel ismi olduğundan dolayı ezeli ve ölümsüzlüğü içine alır. Bundan dolayı, bu cins rahmet, merhamet ve nimet vermenin kullardan ortaya çıkması düşünülemez. Rahim ise yalnız Allah'a ait olmadığından sonsuzluğu gerektirmez. Ve bundan dolayı böyle bir merhametin ve nimet vermenin kullar tarafından da yapılması düşünülebilir. Demek Rahmân'ın rahmeti bir şarta bağlı değil iken, Rahîm'in rahmeti şarta bağlıdır, şarta bağlı olarak gerçekleşir.
    Rahmân olmanın Allah'a mahsus olması ve ondan başkasına ait bir özelliği ilgilendirmemesi ve ancak izafet ile amel etmesi, bütün âlemlerde bir şeyi şart koşmadan genel bir mânâ ifade eder. Yüce Allah Rahmân olduğu için ezelî rahmeti umumîdir. Her şeyin ilk yaratılışı ve icadında almış olduğu bütün fıtrî kabiliyet ve ihsanlar Allah'ın Rahmân oluşundan kaynaklanan izafî oluşlardır. Bu itibarla içinde rahmet izi bulunmayan hiçbir varlık düşünülemez. Fakat varlıkların ilk yaratılışları yalnız Allah vergisi ve cebrîdir. Yani hiç kimsenin çalışması ve seçimi ile değil, yalnız Rahmân'a dayanmakla meydana gelir. Taşın taş, ağacın ağaç, insanın insan olması böyle zorlayıcı bir rahmetin eseridir. Bu görüş açısından kâinattaki her şey Rahmân'ın rahmetine gark olmuştur. Bundan dolayı Allah'ın Rahmân oluşu bütün varlık için güven kaynağı ve hepsinin ümididir. Göğünden yeryüzüne, gökcisimlerinden moleküllere, ruhlardan cisimlere, canlısından cansızına, taşından ağacına, bitkilerinden hayvanlarına, hayvanlarından insanlarına, çalışanlarından çalışmayanına, itaat edeninden isyan edenine, mümininden kâfirine, Allah'ın birliğine inananından Allah'a şirk koşanına, meleklerinden şeytanına varıncaya kadar âlemlerin hepsi Rahmân'ın rahmetine gark olmuştur ve bu itibarla korkudan kurtulmuştur. Fakat bu kadarla kalsa idi, ilim ile bilgisizliğin, hayat ile ölümün, çalışma ile boş durmanın, itaat etme ile isyan etmenin, iman ile küfrün, nankörlük ile şükrün, doğru ile eğrinin, adalet ile zulmün hiç farkı kalmamış olurdu. Ve böyle olsaydı kâinatta iradeyi gerektiren iş ve hareketlerden hiçbir iz bulunmazdı. İlim ve irade ile, çalışma ve çabalama ile ilerleme ve yükselme imkanı ortadan kalkardı ve o zaman hep tabiî olurduk, tabiatçılardan (Natüralistlerden), cebriyecilerden olurduk. Hem kendimizi, hem de Allah Teâlâ'yı yaptığı şeylerde mecbur görürdük. Tabiatı, rahmetin gereğine mahkum tanırdık. Çünkü ne onun, ne bizim irade ve seçme hürriyetimizden bir iz bulamazdık, duyduğumuza gidemez, bildiğimizi işleyemez, arzularımızın yanına varamazdık, bütün hareketlerimizde bir taş veya bir topaç gibi yuvarlanır durur veya bir ot gibi biter, yiter giderdik. Ahlata armut, idris ağacına kiraz, limona portakal, Amerikan çubuğuna çavuş üzümü aşılayamazdık; tarlamıza ekin ekemez, ekmeğimizi pişiremez, rızıklarımızı, elbisemizi ve diğer ihtiyaçlarımızı sanatlar ve ustalıklar (meslekler) vasıtası ile elde edemezdik; göklere çıkmaya özenemez, cennetlere girmeye çare bulamazdık; hayvan gelir, hayvan giderdik. Bu şartlar altında ise Allah'ın Rahmân oluşu mutlak bir kemâl olmazdı. Bundan dolayı yüce Allah'ın kendi irade ve istediği şekilde davranmasını göstermesi ve onun bir eseri olarak irade sahibi varlıkları yaratması ve onları güzel irade ve isteklerine göre terakki ettirerek rahmetinden nimet içinde büyümeleri ve ondan faydalanmaları ve aksi takdirde ise kötü irade ve çalışmalarına göre nimetlerden mahrum etmekle, onları elem ve ceza ile cezalandırması, o iradelerin toplamının kendi iradesi ile uyum ve ahengini sağlaması ve onlara da rahmetinden bir pay vermesi hikmet gereği olurdu. İşte tabiata ait bir hikmetin değil, ilâhî bir hikmetin eseri olan bu mükemmellik gerçeğinden dolayı yüce Allah, Rahmân olmasından başka bir de Rahim olmakla vasıflanmış ve Rahmân oluşunun rahmeti kendisine ait iken Rahim olmasıyla rahmetinden irade sahiplerine de bir pay vermiştir. Ana kuşlar, Rahmân'ın bir eseri olan yaratılıştan var olan içgüdüleri ile yavrularının başında kanat çırpar, ahlâklı insanlar da Rahim olma etkisiyle hayır işleri üzerinde acıma ve şefkatle yarışırlar. Bitkilerin, hayvanların anatomisi ve uzuvlarının faydalarıyla ilgili ilimlerde Allah'ın Rahmân oluşunun nice inceliklerini görür, okuruz. Ahlâk ilminde, insanlık hayatının olgunluk sayfalarında, peygamberlerin, velilerin menkıbelerinde büyük insanların biyografilerinde de iradeyle ve çalışılarak kazanılan işlerde Rahîmiyetin etkilerini okuruz. Başlangıçta çalışana, çalışmayana bakmadan varlık âlemine göndermek ve o şekilde idare etmek Rahmân oluşun bir rahmetidir. Daha sonra çalışanlara çalıştıkları maksatlarını da ayrıca bağışlamak Rahîm oluşun bir rahmetidir. Demek ki; Rahmân oluşun rahmeti olmasaydı biz yaratılamazdık, yaratılıştan sahip olduğumuz sermayeden, Allah'ın bağışladığı zaruri yeteneklerden, en büyük nimetlerden mahrum kalırdık. Allah'ın Rahim oluşundan gelen rahmeti olmasaydı yaratılıştan var olan kabiliyet ve ilk yaratılış durumundan bir adım dahi ileri gidemezdik, nimetlerin inceliklerine eremezdik. Allah'ın Rahmân oluşu mutlak ümitsizliğe, genel ümitsizliğe imkan bırakmayan bir mutlak ümit, bir ezeli lütufdur. Allah'ın Rahim oluşu ise; özel ümitsizliğin cevabı ve özel emel ve maksatlarımızın, çabalama ve faaliyet göstermemizin zamanı ve sorumluluğumuzun mükafatı olan bir arzunun sebebidir. Demek ki, Allah'ın Rahmân oluşunun karşısında dünya ve ahiret, mümin ve kâfir eşit iken Rahim oluşunun karşısında bunlar açık bir farkla birbirinden ayrılıyorlar. Yani "Bir bölük cennette, bir bölük de ateştedir." (Şûrâ, 42/7) oluyor...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  6. #6
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.954

    Standart

    İşte dünya ve ahiretin Rahmân'ı ve ahiretin Rahîm'i, yahut mümin ve kâfirin Rahmân'ı, müminin Rahîm'i denilmesinin sebebi budur. Rahmetli Şeyh (Muhammed) Abduh'un lügatta bu mânâlara işaret yoktur zannetmesiyle eski alimlerin bu terimlerle gösterdikleri farkları ihmal etmesi doğru değildir. Çünkü "Rahmân" lügatte de Allah'a ait olan sıfatlardandır ve bir fiille bağlantısı yoktur. Ezelîlik (başlangıcı olmama) bildirir ve başlangıç noktasına bakar. Rahim'de ise bu özellik yoktur ve bir fiille bağlantısı vardır. Demek ki, zevalsizlikte geçerlidir. Rahmân'ın rahmeti, başlangıçta iyiliği dilemeye yönelik Allah'ın zatına ait bir sıfattır. Rahîm'in rahmetinin de sonunda iyilik yapmaya yönelik bir fiilî sıfat olarak kabul edilmesi en güzel görüştür. Şu halde Rahmân ile Rahim, rahmetin değişik birer mânâsını ihtiva etmekle birbirlerinden birer yön ile üstün olmuş oluyorlar. Demek ki Rahmân, Rahim sıfatları yalnız bir pekiştirme (te'kid) için tekrar edilmiş değildirler. Ve her birinin kendine mahsus özel bir mânâsı ve bir mübalağa yönü vardır. Bir taraftan Rahmân'ın rahmeti en üstündür. Çünkü her yaratılmışa izafe olur, diğer taraftan Rahîm'in rahmeti en üstündür. Çünkü öbüründen (Rahmân'dan) daha fazla fiilî bir feyiz ve bereketi içine almakta ve Allah'a vekaleten kullarında da bulunur. Bazı tefsirlerde de buna işaret edilerek Rahmân'ın rahmeti yüce nimetler, Rahim'in rahmeti ise nimetlerin incelikleri ile ilgilidir derler. Rahmân'ın kullanılışı özel, ilgi alanı ise geneldir. Rahîm'in kullanılış alanı genel, ilgi alanı ise özeldir ve işte yüce Allah böyle katmerlenmiş bir rahmet sıfatı ile vasıflanmıştır ve bunlar, insanlardan ümitsizlik duygusunu silmek ve onun yerine sonsuz bir iyimserlik duygusunu kurmak için yeterlidir. Genel bir şekilde istenen iman ve güven duygusunun ruhu da budur. Rahmân, Rahîm olan Allah'ı inkâr eden kâfir istediği kadar ümitsiz olsun, fakat müminin ümitsiz olması için hiçbir sebep yoktur. "Sonuç günahlardan sakınan müttakilerin olacaktır." (Kasas, 28/83). Ve besmeleden alınacak ilk ilâhî feyz bu sevinçtir.

    Kaynak: Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  7. #7
    Müdakkik Üye DERMAN25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    853

    Standart

    maşallah....
    Dünyada iki şeyi sevdim:Bi o nu Bi de özgürlüğümü,,,özgürlüğüm için canımı onun için özgürlüğümü feda Ederim..



  8. #8
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.752

    Standart

    Allah razı olsun.Paylaşımlarınızdan istifade ettim.Birkaç yer de ben nakledeyim inşaAllah.

    İkincisi: Cenab-ı Hakk’ın ismi, Zât-ı Akdes’ine ayn olduğu cihetle; lafza-i celal, sıfât-ı ayniyeye işarettir. الرَّحِيم de, fiilî olan sıfât-ı gayriyeye îmadır. اَلرَّحْمن dahi, ne ayn ne gayr olan sıfât-ı seb’aya remizdir. Zira Rahman, Rezzak manasınadır. Rızk, bekaya sebebdir. Beka, tekerrür-ü vücuddan ibarettir. Vücud ise; birincisi mümeyyize, ikincisi muhassısa, üçüncüsü müreccihe olmak üzere “ilim, irade, kudret” sıfatlarını istilzam eder. Beka dahi, semere-i rızık mahsulü olduğu için, “basar, sem’, kelâm” sıfatlarını iktiza eder ki; merzuk istediği zaman, ihtiyacını görsün, istediği zaman işitsin, aralarında vasıta bulunduğu takdirde o vasıta ile konuşsun. Bu altı sıfat, şübhesiz birinci sıfatı olan hayatı istilzam ederler.(İşarat-ul İ'caz)

  9. #9
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.752

    Standart

    Soru

    'ism-i rahimin vusulune vesıle olan hıssıyat-ı yakubiye yuksek bır derece-i sefkattır.' neden burada sadece rahim ismini almıs rahman ismi zıkr edılmemıs acaba?

    Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;

    Eski tabir ile Rahman; ism-i has tecell-i ammdır, Rahim ise ism-i amm tecell-i hasdır. Yani Rahman isim olarak Allah’ın özel ismidir, bu yüzden başkalara müstakilen verilmesi caiz değildir ama; tecelli noktasından bütün mahlukatı içine alır. Mümin-kafir, zalim-mazlum, müttaki-fasık, canlı-cansız ayırımı yapmaksızın bütün mahlukata şefkati ile tecelli eder, ahretten çok dünyaya bakar. Rahim ismi ise; umumi bir isimdir isim olarak herkese verilebilir ama; tecelli noktasından hususidir, dünyadan çok ahrete bakar. Bu yüzden kafirler, zalimler dehşetli mahşer meydanında rahim ismine mazhar olamayacakları için, azap devamlı ve şiddetli olacaktır (zulüm küfürle beraber).

    Rahim ismi; dünya ve ahrette ekseri mümin ve müttakilere tecelli eder. Fakat dersine çalışan talebe ile çalışmayan talebe arasında, Rahim ismi sadece çalışan talebe için tecelli eder, ona hususi ikram yapar; bu manada alırsak kafirler de tecelli kapsamına girer. Yani; Rahim hem dünya hem de ahrette hususi tecelli eder. Dünyada fıtratın kanunlarına uyanlara, ahrette ise imana tabi olanlara bakıp tecelli eder.

    Hazreti Yakup (as)’ın, Yusuf (as)’a olan şefkati, hususiyet kesbettiği için; Rahman isminden çok Rahim ismine bakıyor. Zira diğer oğullarına nispeten, Yusuf (as) ‘e olan şefkati biraz daha ziyade ve hususidir. Bu yüzden Rahmandan çok Rahim ismine bakıyor. Diğer oğullarına olan şefkati ise Rahman ismine bakıyor hususilikten çok umumilik manası var.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla Risale-i Nur Editör

    http://www.sorularlarisaleinur.com/s...w_qna&id=16023

  10. #10
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.752

    Standart

    Sen yalnız Rahmân ismine bak ki, Cennet bir cilvesi ve saadet-i ebediye bir lem'ası ve dünyadaki bütün rızık ve nimet bir katresidir.(Otuz İkinci Söz )

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hased Nedir, Hasetten Kurtulmanın Yolları Nelerdir?
    By VbDeSTabe in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 22.02.09, 14:39
  2. Ruh ile Kalb Arasındaki Farklar Nelerdir?
    By Mehmet.B.C in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.09.08, 11:09
  3. Yetmiş Üç Fırka Nedir Ne Demektir Nelerdir.
    By dostlar in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 04.12.07, 17:41
  4. El-Rahman ve El-Rahim Tecellileri
    By Abdulbaki in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 30.05.07, 18:14
  5. Rahman ve Rahim İsimlerin Sırrı
    By ademyakup in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 27.12.06, 13:24

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
dizi izle
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0